Kürdistan aşktır

Dini, dili, rengi ne olursa olsun Kürdistana ait herşey...

21 Haziran 2013 Cuma

TC mesru mudur?


Atatürk gelmiş; 7 düvele karşı kazma, kürekle savaşmış; yurdu düşmanlardan kurtarmış.
Herkes tarafından ezbere doğru bilinen yanlışlardan biri de budur!
Ben Padişah ve Halife Efendimizin buyruğu ile bu göreve atandım. Beni içişleri bakanı değil, ancak Padişah Efendimiz görevden alabilir.” demişti M.Kemâl 26 Haziran 1919'da, içişleri bakanınca görevinden alınmak istendiğinde.

Sultan Vahideddin'in, kurtuluşun Anadolu'dan gerçekleşeceğine ümidi tamdı. Bir ara kendisi gitmeyi düşündü ise de, İngilizler "Eğer Anadolu'ya geçersen İstanbul'u Rum'lara işgal ettirir, taş üstünde taş bırakmayız" diyerek engellediler. Bunun üzerine bir gün saraya çağırdığı Mustafa Kemal'i; "Paşa, paşa! Devleti sen kurtarabilirsin!" diyerek, büyük yetkilerle Anadolu'ya gönderdi. Böylece İstiklal mücadelesi başlamış oldu.

Bir Osmanlı subayı"Fahri yaveri hazreti şehriyari" sıfatıyla, geniş yetkilerle Osmanlı Devleti'ni kurtarması için bizzat padişahça görevlendirilip, gönderilmiştir. Bu yetki ve güç sebebiyledir ki Kürt olan olmayan Osmanlı ahalisi M.Kemal etrafında kenetlenmiştir. İnsanlar yaşadıkları ülkeyi, yani Osmanlı Devleti'ni, yani Osmanlı Devleti'nin vücut bulduğu padişahı, islamın birliğinin temsail edildiği hilafeti kurtarmak iradesindeydilerM.Kemal tarfından halka söylenen de buydu.Birçok kaynaktan bu hususu delillendirmek mümkündür;ancak biz ispat vesikası olarak en esaslı belge olan 1921 Anayasası'nı göstereceğiz.

1876 Osmanlı Anayasası'nı yürürlükten kaldırmamış olan 1921 Anayasası ayrı bir devletten bahsetmemekte, Osmanlı Devleti'nin meclisi'nin Anadolu'nun daha güvenli bir noktasında, Ankara'da toplanması anlamına gelmektedir. 1921 Anayasası'nın en altında Maddei Münferide başlıklı numarasız adı gibi tek başına bir madde vardır ve aynen şöyledir:

"İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meri olur. Ancak elyevm münakit Büyük Millet Meclisi 5 Eylül 1336 tarihli nisabı müzakere kanununun birinci maddesinde gösterildiği üzere gayesinin husulüne kadar müstemirren müçtemi bulunacağı cihetle işbu Teşkilatı Esasiye Kanunundaki 4 üncü, 5 inci, 6 ncı maddeler gayenin husulüne elyevm mevcut Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyetle karar verildiği takdirde ancak yeni intihabdan itibaren meriyül icra olacaktır."
Meclis tutanaklarından alınmış orjinal "Maddei Münferide"
Görüldüğü gibi bu maddede meclisin Nisabı Müzakre Kanunu madde.1'deki gaye gerçekleştirilene kadar toplanacağını açıkça ilan edilmiştir. Kanuna yollama ile de gayeyi anayasaya dahil etmiştir. Kanunun 1. maddesi aynen şöyledir:
"Büyük Millet Meclisi, hilafet ve saltanatın, vatan ve milletin istihlas ve istiklalinden ibaret olan gayesinin husulüne kadar şeraiti atiye dairesinde müstemirren inikat eder"
Nisabı Müzakere Kanunu'nun orjinalidir!

Burada, meclisin bir egemenlik iddiası taşımadığı, meclisin amacının padişahta olan egemenliğin (saltanatın) ve hilafetin kurtarılması olduğu ve yine bu meclisin saltanatı ve hilafeti kurtarmak gayesine kadar toplanacağı, yani geçici bir meclis olduğu açıkça belirtilmiştir.

Osmanlı ülkesinin; saltanatın, hilafetin kurtuluşunu organize etmesi için bizzat Padişah'ça görevlendirilmiş bir Osmanlı subayı, buradan aldığı güç ve avantajla, insanlara maksadının saltanat ve hilafeti kurtarmak olduğunu söyleyerek, onları kendi etrafında toplamış; ancak daha sonra öteden beri gizli emellerle birlikte hareket ettiği asker ve sivil kişilerle, yarı askeri-yarı sivil bir darbe yapmış, çaresiz durumdaki Osmanlı Devleti'ne ve asıl görevine aykırı olarak rejim değişikliğine gitmiştir.

M.Kemal etrafında mücadeleye katılan halkın hiçbirinde böyle bir irade yoktur. Olsaydı 1921 Anayasası'na yansırdı. Halkın, saltanat ve hilafeti kurtarma maksadı ve bu maksatla geçici olarak toplanma iradesi aynen anayasada yer almıştır. Halka duymak istediğini söyleyip yanına toplayıp sonra rejim değişikliğine gitmek, halkın iradesini fesada uğratmaktır, sakatlamaktır. Buna en basit tabiriyle halkı kandırmak ve kullanmak denir.

Başlangıçta mevcut olan meşruiyet, hukuka uygun yetki, halkın sağlıklı iradesi; M.Kemal'in hem aldığı yetkiye hem de halkın bu iradesine aykırı olarak, kendi ülkesine (Osmanlı Devletine) sırt çevirip, Osmanlıyı tanımaması ve rejim değişikliğine gitmesi sebebiyle ortadan kalkmıştır.

Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger Tricks

http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=3692835353982365267#overview/src=dashboard