Kürdistan aşktır

Dini, dili, rengi ne olursa olsun Kürdistana ait herşey...

30 Haziran 2013 Pazar

Risale-i Nurlar’daki tahrifat! (5)


Risale-i Nur'ların tahrifatı (Bilirkişi raporları’yla)...


Risale-i Nurların tahrif edildiği konusunda yayınlanmış ilk dört yazımız, bir-iki sönük itirazın dışında ekseriyetle hüsn-ü alaka gördü ve bu çalışmadan dolayı aldığımız tepkilerin tamamına yakınının “müspet” olduğunu gördük. Bu da gösteriyor ki dile getirilen hakikatler umumun vicdanını ve kanaatini yansıtmaktadır. Çünkü ortaya konulan belgeler, sıradan iddialar değil, ciddi tespitler ve çürütülemez delillerdir. Bu vesileyle, çalışmamızın devam etmesi gerektiğine kanaat getirdik.  Bugün sizlerle ikinci bir tahrifat örneğini paylaşacağım. 
Tahrifat örneğimiz iki belgeden oluşmaktadır. Birisi, Risale-i Nurların mahkeme incelenmelerinde bilirkişi olarak vazife almış bir hukukçunun söyledikleri; diğeri ise, Risale-i Nurlar’ın kesin beraatına dair 1984 tarihinde yayınlanmış mahkeme kararıdır. Her iki belge de birbirini teyit etmektedir. Bilinmelerine rağmen, bu güne kadar iki belgeye de itiraz edilmiş değildir. Sükût ikrardan gelir. Yani, tahrifat olayının gerçek olduğu taraflarca da benimsenmiştir anlamına geliyor. Bu durumda, “tahrifat yoktur” iddiaları havada kalıyor; aşırı reaksiyonlar da anlamsızlaşıyor. 
BİRİNCİ BELGE (Bilirkişinin ifadeleri):
Aşağıya alacağım sayfa, Necmettin Şahiner’in 1977 yılında Yeni Asya Yayınları arasında neşredilmiş “Said Nursî ve Nurculuk Hakkında Aydınlar Konuşuyor” adlı kitabının 258’inci sayfasıdır. Bu sayfadaki düşünceler Ord. Prof. Sulhi Dönmezer’e aittir. Birlikte okuyalım:


Altı çizili ifadelerde görüldüğü gibi, Sulhi Dönmezer, Risale-i Nur’larda geçen Atatürk karşıtı ve siyasetle ilgili kısımları kendi anlayışlarına göre raporlandırdığını ve sonraki basımlarda sözkonusu kısımların genellikle çıkarıldığını belirtiyor. Aynı bilirkişi, böylece bu kitapların siyasetten ve kanunlara aykırılıktan arındırılarak sadece dini açıklamalara indirgendiğini söylüyor... 1977’den bu güne 35 yıl geçmiştir ve bu ifadeler aynı kitabın bütün baskılarında tekrarlanıp durmaktadır. Buna rağmen, tahrifatçı çevrelerden bu iddiayı nakzeden(çürüten) bir yazı ne gördük, ne okuduk. Bu da gösteriyor ki, bilirkişinin dedikleri aynen uygulanmış ve sözkonusu tahrifatlar tahrifatçılarca da benimsenmiştir. Vesselam...   
  
İKİNCİ BELGE Takipsizlik Kararı):


Görüldüğü gibi İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen Prof. Dr. Kayıhan İçel, Prof. Dr. Erol Cihan ve Doç. Dr. Köksal Bayraktar’ın bilirkişi olarak 19.11.1984 tarihli inceleme raporlarının neticesinde vardıkları nihaî karar, Risale-i Nur Külliyat’ının topyekûn serbestiyeti yönündedir. Ancak kararnamede konumuzu ilgilendiren ciddi bir itiraf var; o da şudur:

“Bu kitapların telif hakkını elinde bulunduran ve İstanbul Cağaloğlu Babıâli Cad. No.29/2’de faaliyet gösteren Sözler Yayınevi tarafından eskiden suç teşkil eden kısımları çıkarmak ve bazı değişiklikler yapmak suretiyle Mart 1984 tarihinde yayınladığı 35 adet kitaptan ibaret Risale-i Nur Külliyatı...” denilerek, Külliyat’ın bir tahrifat ameliyesine tabi tutulduğu açıkça beyan ediyor. Bu beyan karşısında, elimizi vicdanımıza götürüp hakkı teslim almamız ve hakikat karşısında kemerbeste olmamız gerekirken, hala “Yok efendim, bunların tamamı iftira!.. Nurların tek kelimesine dahi müdahale edilmemiştir!..” demenin ne kadar ciddi  bir ketm-i hakikat, daha ötesi demagojik bir şarlatanlık olduğu ayan-beyan ortadadır. 

Raporun ikinci sayfasında ise, “Sözler” kitabı sözkonusu ediliyor ve aşağıdaki ifadelerle, Sözler gibi en az tahrif edilmesi beklenilen bir kitabın dahi nasıl saldırıya uğradığını açıkça ifşa ediyor. İşte ifadesi: 
Eskiden suç unsuru ihtiva eden bazı sahifelerin 1961 yılından sonraki basılarda kitaptan çıkarılmış olduğu pek muhtemel olarak ortaya çıkmaktadır.” Evet, ‘muhtemel’ de denilse, vakıa, “Sözler”in birçok sayfasının çıkartıldığı bir gerçektir (Lemaat kısmındaki tasfiyecilik buna şahittir) ve bazı kelimeler üzerinde ise oynanıldığı tespitlerimiz arasındadır. Bunu ileriki çalışmalarımızda liste halinde yayınlayacağız... 

Takipsizlik kararında belirtilen “1961 yılından sonraki basılarda” ifadesinden anlıyoruz ki, Üstad’ın vefatından sonra Nurlar ciddi bir yalnızlığa ve saldırılara maruz kalmıştır. Sahip gibi görünenler de kitaba uymak yerine, kitabı kendilerine uydurarak yapılan tahrifatları benimsemişlerdir. Emanet korunmamıştır. 

En tehlikeli ve çileli dönemlerde bile tek kelimesine kıyılmazken, müellifin vefatı sonrasında Risale-i Nurlar sınır tanımaz bir kıyıma tabi tutulmuştur. 1984’e gelindiğinde tek elden, yani Sözler Yayınevi aracılığıyla neşri yapılan Risale-i Nur Külliyatı, sonraki yıllarda farklı yayınevlerinin kurulmasıyla, daha geniş kitlelere mal olmuş ise de, bir-iki yayınevi hariç, diğerlerinin tamamı Sözler Yayınevini aynen taklit etmiş ve dolayısıyla bu tahrifat geleneğini olduğu gibi sürdürmüşlerdir. 

1984 tarihinde bu belgeyi elime veren Nur talebesi arkadaş, keyiften dörtköşe olmuştu. O ve onun gibi düşünen herkes, bu beraat kararını bir bayram havasında karşılamışlardı. Hakları da vardı. Zira o tarihe kadar 1000’den fazla mahkeme görmüş Risale-i Nur Külliyat’ı artık kesin serbestti; serbestçe yayınlanıp okunabilecekti. Elbette bu çok sevindirici bir gelişmeydi. Ancak hayır gibi görünen bu olayın bir de perde arkası ve şer tarafı vardı... O şer ise, Nurlar üzerinde uygulanan tahrifat teşebbüsleridir. 

Amacımız, tahrifçiliğin teşhiri, tahrif edilen yerlerin tashihi ve Nurların orijinallerine sadık kalınarak yeni baştan tanzimleridir. Yoksa egomuzu tatmin ya da birilerini karalamak niyetinde değiliz. 

Yarası olanlar gocuna bilir; onlara da tavsiyemiz, bir an evvel yaralarını tedavi etmeleridir. Yani, Nurların gasbedilmiş hukukunu iade edip tövbe etmeleridir. Zira Allah gafur u rahimdir... Bu hakkın iade edildiği gün, bu yazıların da anlamı kalmaz. Ancak Nurlara karşı girişilen bu hodserane ve keyfemayeşa müdahaleler ve tahrifat kundakçılığı devam ettikçe bu kabil savunmaların da bitmeyeceği bilinmelidir.

 Hangi niyet ve saiklerle olursa olsun,tahrifatçılardan yegâne talebimiz, bir an önce bu tahrifatları gidermeleri, orijinal nüshalara avdet etmeleridir. Bir başka ifadeyle, “emaneti aslına irca" etmeleridir”... 






Tepkiler:

0 yorum:

Yorum Gönder

Blogger Tricks

http://www.blogger.com/blogger.g?blogID=3692835353982365267#overview/src=dashboard